Eskiden tadını bile almadan şişeleri devirirdim. Şimdi ilk yudumda şişkinlik veriyor. Zaten tadını da sevmez oldum.
Ne tuhaf tadmazken tadından hoşnut olup, tattığında tadından hoşluk duymamak..
Böyle işte.., bi adamı sevip tanımamak adı geçtiğinde suratında ablak bi gülümseme belirlemesi.. Sonrasında eğer şanslıysan-ki o nasıl bii şanssa-tanıdıkça adamın gizemli gelmesi ve adını anımsadığında; gülümsemenin yerine buruk bi bakış ve de ağlamak üzereymiş gibi dudağın hafif kıvrıldığı bi tebessüm sergilemek..
Ağladıkça, ağlamak istedikçe sana daha çok ihtiyacım olduğunu hiseddiyorum be adam, derdim şimdi beni dinleseydi.
Cuma, Nisan 30, 2010
Çarşamba, Nisan 28, 2010
Salı, Nisan 27, 2010
sokaklar tekin değil.
kafası karışık ve hüzünlü biri yolda yürürken kafasının içindekilerin hep beraber konuşmasıyla ne onları anlayabilir ne dışarda gerçek dünyada çalan kornaları duyabilir, desem.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
