bu ara diyorum ki sana göre değildir belki
yine de iyi ve gğüzel biridir sadece sana göre değildir.
Cuma, Aralık 19, 2014
Pazartesi, Aralık 15, 2014
sağlam
"kimse kendisinin bir irade kıvılcımı olduğunu düşünecek kadar kibirli olmamalıdır."
sağlam
sıkı
yanlış
sadece bakalım bir ara olur mu
sadece dalalım denize
bazen dalalım göğe
yayılalım çimene
gövdesine baka baka kalalım
"ara sıra aç olanları, üşüyenleri, korkanları düşünerek gecenin yarısında ağlayabilmelidir."
sağlam
sıkı
yanlış
sadece bakalım bir ara olur mu
sadece dalalım denize
bazen dalalım göğe
yayılalım çimene
gövdesine baka baka kalalım
"ara sıra aç olanları, üşüyenleri, korkanları düşünerek gecenin yarısında ağlayabilmelidir."
Cuma, Aralık 05, 2014
Pazar, Kasım 09, 2014
and when you're lying on your stage
and nothing works, just living hurt
forget forget
yollarımı özlemişim deniziözlemişim. pusulam oraya aktığı için rahat duramıyorum burada
ve hiçbir yere gitmiyoruz duruyoruz orada
mavi renkte
mavi renkte
saatlerce bakıp dalmak istediğim manzaralar var
sözleşiyorum şimdilik.
and nothing works, just living hurt
forget forget
yollarımı özlemişim deniziözlemişim. pusulam oraya aktığı için rahat duramıyorum burada
ve hiçbir yere gitmiyoruz duruyoruz orada
mavi renkte
mavi renkte
saatlerce bakıp dalmak istediğim manzaralar var
sözleşiyorum şimdilik.
Cumartesi, Kasım 08, 2014
Cuma, Ağustos 08, 2014
Salı, Temmuz 29, 2014
Salı, Temmuz 01, 2014
Çarşamba, Haziran 25, 2014
Çarşamba, Mayıs 14, 2014
neyi özleyeceğini seçiyorsun kısıtlı zamanlarda. katil olmayı seçiyorsun. şairlere uzanıyor yarı bunalımların. kendini bile başkasılaştırıyorsun. gözüm çocuk.. gözüm seni seçebiliyor tanımadan. bankalı sokak kaldırımlarında bir ölünün düşleri senin gözünü bükerek uzaklara daldırıyor. ah be kaç çocuklardık biz. "kendini bana öldürttü" bir katilin değil, intiharın giriş cümlesi olmalıydı sadece. "kendini bana öldürttü" dedi katil. "kendini bana öldürttü" dedi şair. kısıtlı zamanlarda başkaldıran şair, kendini yüksek binadan attırdı.
eline ne gözyaşı bulaşsın, ne de kan! ah, ne canın yansın ne de can yak! ölümle değil bacaklarınla git bir yerlerden bir yerlere. bacaklarınla bir sevgiliyle ya da bir ağaç gövdesiyle buluş. bacaklarınla..
"yürüdüm
adımlarım nasıl da uyarılıyor
kapıyı çalan biri olduğunda
isterse bir hırsız olsun
kapıyı çalmaya yeltenen
öldüm
ve yarın üşüştüler başıma; yaşlar, ayaklar, gözler
ve yarı yaşam yakınmaları sürdü adıma
ve yar uzun saçlı bir adamla geldi mezarlığa
ve ya bir kadınla…
ve
gömdüler beni,
öldürdükleri gibi
özenle."
Cumartesi, Mayıs 03, 2014
Cumartesi, Nisan 26, 2014
"bu dünya hasta.. iyileşmeyecek.. sağaltılamayacak derecede hasta hem de.. çünkü büyümüşlerin dünyasında yolunda gitmeyen şeyler var.. kaderlerinin izinde yürürken bile bu yolun onları dipsiz bir uçuruma doğru sürükleyeceği tehlikesi var.. insanlar oturup yazgılarını düşündüklerinde.. çıldırırlar.. iyi değildir bu..fakat yazgıyı hiç düşünmediklerinde de birer aptal olup çıkarlar.. şeytan fısıldar.. iyi melekler fısıldar.. yukardan işaret gönderilir.. bu halde bile hem anladıklarında hem de anlamadıklarında suçludurlar.. insanın kafası nasıl net olabilir.. nasıl dingin durabilir yüreği.. insan durmaksızın bir kadavra misali kurcalanır ve o kendisine hiç dokunulmamış gibi nasıl yapar.. göksel olanın tecavüzüne hiç uğramamış ve hiç uğramayacakmış gibi..... "
öptüm.
Çarşamba, Mart 26, 2014
kötü hissettiğimde beni anlayabiliyor musun?
"kötü kalpli bir dahi"
tekrar tekrar biriktirmeye çalışıyoruz. biriktirdiklerimizi tekrar tekrar saçmaya devam ediyoruz. her zaman ellerin boş değil, daha kötüsü hiçbir zaman ellerin dolu da değil!
yerden göğe kadar zalim anlar. yüzeyin derinliğinden içimize üşüşen tedirginlikler. gerçekten ne hissetmen gerektiğini biliyor musun? gerçekten ne hissettiğini biliyor musun? herhangi bir şeyin ağırlığını ölçtün mü, taşıdın mı?
jefff
Cuma, Şubat 28, 2014
Perşembe, Şubat 20, 2014
sorry or please
üzülmüyormuşum meğerse ben. elbette sonsuza kadar mutlu yaşa...' abi dur napıyosun :)
balodan önce
gün dönümü
gece
sabahın köründe
"dalga geçmeyi bırak. öpüşmelerini engellemeliyiz!"
ızdırabın büyüğü küçüğü olur, sofranın da. çiçek de diken de aynı toprağın ürünü. müslüm gürses'in ölümüne peçete kaldırıp rakı içmelerim oluyor bazıan.
..halbuki bazıları gerçekten ızdırap çekiyor." night on earth
içim ürperiyor, nerdesin be nerde! ((mecazen
arıza olmaya mecbur insanlar var. dert olmak zorunda insanlar var. KENDİNE BİLE DERT insanlar! elbette o insanların da beraber güldüğü kimseler var. hepsi mecburiyet. kimse suçlu değil.
artık seni sevmiyorum'dan daha ağır cümleler var bu hayatta.
"artık seni anlamıyorum"
balodan önce
gün dönümü
gece
sabahın köründe
"dalga geçmeyi bırak. öpüşmelerini engellemeliyiz!"
ızdırabın büyüğü küçüğü olur, sofranın da. çiçek de diken de aynı toprağın ürünü. müslüm gürses'in ölümüne peçete kaldırıp rakı içmelerim oluyor bazıan.
..halbuki bazıları gerçekten ızdırap çekiyor." night on earth
içim ürperiyor, nerdesin be nerde! ((mecazen
arıza olmaya mecbur insanlar var. dert olmak zorunda insanlar var. KENDİNE BİLE DERT insanlar! elbette o insanların da beraber güldüğü kimseler var. hepsi mecburiyet. kimse suçlu değil.
artık seni sevmiyorum'dan daha ağır cümleler var bu hayatta.
"artık seni anlamıyorum"
Pazar, Şubat 16, 2014
depression
no food
no orgasm
no cry
no hang out
nobody
fuck friends
fuck family
fuck old people
fuck young people
fuck clubs
fuck bars
fuck everybody
fuck everything
i fuck you anyway
Perşembe, Şubat 13, 2014
hayatının perdesini görmek için ölmeye gerek yok.
çiçek açmak için baharın gelmesine gerek yok. derdini anlatmak için beklemene gerek yok. aromaları özleyip, koklamak için bi' kadınla tanışamana gerek yok. şarkının ortasında bi sigara ve bi mum yak.
mumu al salonun en ortasında yak. ateşi görüyor musun? şarkıyı kaçırıyorsun ama...
hüzünlenmeyi de salonun en ortasında bırak ama fazla uzatma, işlerine yetiş; güne yetiş.. aromalar aslında biraz da sokaklarda, sabahlarda gizli.. gecenin sonunda bazen başında.. ben orada olacağım. senin yanında senin uzağında...
çiçek açmak için baharın gelmesine gerek yok. derdini anlatmak için beklemene gerek yok. aromaları özleyip, koklamak için bi' kadınla tanışamana gerek yok. şarkının ortasında bi sigara ve bi mum yak.
mumu al salonun en ortasında yak. ateşi görüyor musun? şarkıyı kaçırıyorsun ama...
hüzünlenmeyi de salonun en ortasında bırak ama fazla uzatma, işlerine yetiş; güne yetiş.. aromalar aslında biraz da sokaklarda, sabahlarda gizli.. gecenin sonunda bazen başında.. ben orada olacağım. senin yanında senin uzağında...
Perşembe, Şubat 06, 2014
bir şeyler sürmeye devam edicek..
söylerkenn her şeyi
içimize gömdüğümüz sevecenliklerle hayatı bulup, karışacak
dünün içine bırakıp hislerinle koştuğun kucaklar değişecek.. tuttuğun eller değişecek.. hiç ellerini göremieyeceksinn. ağır bi yerden bakıp karartıcaksın gözlerini, gözlerin yanlış yerlerde dolaşacak. hiçbi' şeyin yok yere olmadığını kendin bile anlayabilirsin, içerde.
bazen masmavi gökyüzü görüşünü bulandırıp, gözlerini sulandırıcak. beklediğin yerden uzaklaşmayı diliyeceksin.
sıcak bi varoluşun
varoluşunun sıcaklığı
seni içime doldurmak istiyorum. sen döönmediğin yollarda gizlisin
avuçlarımı öpüyor gece
söylerkenn her şeyi
içimize gömdüğümüz sevecenliklerle hayatı bulup, karışacak
dünün içine bırakıp hislerinle koştuğun kucaklar değişecek.. tuttuğun eller değişecek.. hiç ellerini göremieyeceksinn. ağır bi yerden bakıp karartıcaksın gözlerini, gözlerin yanlış yerlerde dolaşacak. hiçbi' şeyin yok yere olmadığını kendin bile anlayabilirsin, içerde.
bazen masmavi gökyüzü görüşünü bulandırıp, gözlerini sulandırıcak. beklediğin yerden uzaklaşmayı diliyeceksin.
sıcak bi varoluşun
varoluşunun sıcaklığı
seni içime doldurmak istiyorum. sen döönmediğin yollarda gizlisin
avuçlarımı öpüyor gece
Salı, Şubat 04, 2014
Cumartesi, Şubat 01, 2014
3+1 evsendrommu.
norveç manzaralı odamda mathilda'yı düşünüyorum.
abi cidden norveç manzaralı. şaka tatlım gerçek şu ki; şaka işte tatlım. seni sevdiğim yerimden gülüyorum arasıra. abi cümlelerimi anlamıyorum. çok yazık. kayış gibi oldu. aha bunu da anlamadım ;) yaa çok seviyroum. hep çalan şarkılar yüzünden olucak.
norveç manzaralı odamda mexico'yu hayal ediyorum. tabi ki hayal edicem. iki hayal edicem. inan ben de anlamıyorum. içimden bir ses mathilda mexico'da beni düşleyor. içimd
beni öptüğünlü şarkılar dinliyorum. sabah olsun. fazla kinetik enerjiden uyuyamıyorum. çok yorulmuşken üzerime gelmeye başlayabilir. saat 4 olmasaydı dinnlediğim şarkıları başka türlü anlardınız biliyorum saatin 4 olduğunu düşünemeyen tarafımla dinliyorum ben oysa. koluma batıyor koltuk.
doğrulduğum yerlerden anlaşılmıyor. bazen çok kafaya ttakıyorsun. ........ türkçesi fazla mecazi . ah benim suçum yok. türkçemi çevirmem gerektiği zamanlar kafam atıyor.
ŞİMDİ ELİNİ ÇENENİN ALTINA KOYAR MISIN LÜTFEN, HAYIR SADECE ELİNİ ÇENENİN ALTINA GÖTÜRÜR MÜSÜN LÜTFEN
SENİ SEVİYORUM
tabi ki elini çenenin altına koymalısın. hayat düşüncesiz olmak için fazla tekdüze. düşünceli zamanlara ihtiyacın var. beni anladın.
şimdi de işaret parmağınla tahtaya vur üç kere. tahtalım. ah kara tahtalım. ellerini ver bu gece. bu gece ellerine kimin ihtiyacı olduğunnu biliyor musun, kimlerin. elleri biri tarafından istenmeyen birileri cidden var şu dünyada. belki anneleri falan ölmüştür belki de ölmemiş. ama var di mi? orda bi anlaşalım. mesela ben bir kişinin değil birilerinin ellerine yoğun bir arzu beslediğimi farkedebilirim birazdan. elleriniz canım, güzel ellerinizi keşke verebilseydiniz bana." diyebilirim, birazdan. düşünürken bile gülümsedim ellerinizi.
SİZİ SEVİYORUM, teşekkürler.
kayış gibi işte. neyse ellerini ver. ellerini uzat. ellerini uzattığını düşün. sevmediğin insanları atlamaya kalkma sakın. hem nasıl sadece ellerini isteyen birini sevmeyebilirsin, sadece istediği ellerin olmasa bile..tam orayı tabi ki atlayabilirsin. ellerin birileri için çok güzelken, ellerini uzattığını düşün. yeter..
bu kadar yorulmasaydım
takatim olsaydı
abi çok güzel şarkılar.. enden bu kadar optimist olduğumu inan, anlamıyorum. cümlelerimi inan anlamıyorum. iyi ki tam şuan çıkıp anlamak da istemiyor ya da bigün çıkıp anlamadığını dile getirmiycek; resmen şanslıyım.
suratımddaki aptal gülümsemeye bir çiş molası kadar yakınzağım.
mutluluk ve biz. işte bu biz o kadar çok insan ki.. öyle diliyorum :)
abla yakmış galiba. hayata başladığım ilk yedi yılım çok iyimserdi, neşe saçtım. sonra noldu bilmiyorum, sıçtım; sıçmışım. hep değil hep yapmadım ama öyle oldu, yani. belki bi şeyleri ciddiye aldım, ciddiye almaya başladım diyedir. bi onbir sene kadar da ciddiyeti bırakamadım sanırım. son iki seneye aşkındır da, ciddiyeti yaban ellere bıraktım olacak yine bi curcunadayım. bozmasın.
keşke uyuyabildiğim zamanlar daha çok olsa. uyumak için uyuyakalmam gerektiği zamanlarıı yaşamak istemiyorum. abi şarkılar bozdu şuan gliba. değiştir, değiştir, değ..............
abi cidden norveç manzaralı. şaka tatlım gerçek şu ki; şaka işte tatlım. seni sevdiğim yerimden gülüyorum arasıra. abi cümlelerimi anlamıyorum. çok yazık. kayış gibi oldu. aha bunu da anlamadım ;) yaa çok seviyroum. hep çalan şarkılar yüzünden olucak.
norveç manzaralı odamda mexico'yu hayal ediyorum. tabi ki hayal edicem. iki hayal edicem. inan ben de anlamıyorum. içimden bir ses mathilda mexico'da beni düşleyor. içimd
beni öptüğünlü şarkılar dinliyorum. sabah olsun. fazla kinetik enerjiden uyuyamıyorum. çok yorulmuşken üzerime gelmeye başlayabilir. saat 4 olmasaydı dinnlediğim şarkıları başka türlü anlardınız biliyorum saatin 4 olduğunu düşünemeyen tarafımla dinliyorum ben oysa. koluma batıyor koltuk.
doğrulduğum yerlerden anlaşılmıyor. bazen çok kafaya ttakıyorsun. ........ türkçesi fazla mecazi . ah benim suçum yok. türkçemi çevirmem gerektiği zamanlar kafam atıyor.
ŞİMDİ ELİNİ ÇENENİN ALTINA KOYAR MISIN LÜTFEN, HAYIR SADECE ELİNİ ÇENENİN ALTINA GÖTÜRÜR MÜSÜN LÜTFEN
SENİ SEVİYORUM
tabi ki elini çenenin altına koymalısın. hayat düşüncesiz olmak için fazla tekdüze. düşünceli zamanlara ihtiyacın var. beni anladın.
şimdi de işaret parmağınla tahtaya vur üç kere. tahtalım. ah kara tahtalım. ellerini ver bu gece. bu gece ellerine kimin ihtiyacı olduğunnu biliyor musun, kimlerin. elleri biri tarafından istenmeyen birileri cidden var şu dünyada. belki anneleri falan ölmüştür belki de ölmemiş. ama var di mi? orda bi anlaşalım. mesela ben bir kişinin değil birilerinin ellerine yoğun bir arzu beslediğimi farkedebilirim birazdan. elleriniz canım, güzel ellerinizi keşke verebilseydiniz bana." diyebilirim, birazdan. düşünürken bile gülümsedim ellerinizi.
SİZİ SEVİYORUM, teşekkürler.
kayış gibi işte. neyse ellerini ver. ellerini uzat. ellerini uzattığını düşün. sevmediğin insanları atlamaya kalkma sakın. hem nasıl sadece ellerini isteyen birini sevmeyebilirsin, sadece istediği ellerin olmasa bile..tam orayı tabi ki atlayabilirsin. ellerin birileri için çok güzelken, ellerini uzattığını düşün. yeter..
bu kadar yorulmasaydım
takatim olsaydı
abi çok güzel şarkılar.. enden bu kadar optimist olduğumu inan, anlamıyorum. cümlelerimi inan anlamıyorum. iyi ki tam şuan çıkıp anlamak da istemiyor ya da bigün çıkıp anlamadığını dile getirmiycek; resmen şanslıyım.
suratımddaki aptal gülümsemeye bir çiş molası kadar yakınzağım.
mutluluk ve biz. işte bu biz o kadar çok insan ki.. öyle diliyorum :)
abla yakmış galiba. hayata başladığım ilk yedi yılım çok iyimserdi, neşe saçtım. sonra noldu bilmiyorum, sıçtım; sıçmışım. hep değil hep yapmadım ama öyle oldu, yani. belki bi şeyleri ciddiye aldım, ciddiye almaya başladım diyedir. bi onbir sene kadar da ciddiyeti bırakamadım sanırım. son iki seneye aşkındır da, ciddiyeti yaban ellere bıraktım olacak yine bi curcunadayım. bozmasın.
keşke uyuyabildiğim zamanlar daha çok olsa. uyumak için uyuyakalmam gerektiği zamanlarıı yaşamak istemiyorum. abi şarkılar bozdu şuan gliba. değiştir, değiştir, değ..............
yaş 15.
lila'nın bi takım tasvirine ait
bulduğuma sevindim
tuhaf bi şekilde yer yer optimist yer yer yıkıcı mı ne
u yazıcaklarımı) 11 Ekim'i 12 Ekim'e bağlayan pazar gecesinde yazıyorum.. düşünmek için sessiz bi ortam yerine kafamda dönücek olan soruların yanında, kulağımda güzel bikaç parça
hmmm. bazen kişiliksiz olmayı tercih etsem de (ki bunun her zaman olabilmesini isterdim) yerli yersiz bazı kimliklerim var elbet.
tek bşına lila'dan başlayalım önce şuan olduğu gibi.
-KAFAsında türlü türlü şeyler döndüğü kesin.
-baz'en;
daha az ışık ve karanlık için, gecenin sesine,
güzel bi şarkının sesine,
daha fazla yalnızlık için, (ki bu soğuk zamanlarda olur) dalgaların sesine,
aydınlık için, güneşin güzelliğine,
biraz hüzün veya kutsallık adına yağmur damlalarının güzelliğinde bir yürüyüşe,
uykunun dinginliğine,
ağlamanın huzursuz edici ritüeline ya da huzur verici arınmasına,
bi başka bazense şiirsel, kurgusal, vampirsel, siyasal, toplumsal, ruhsal, dönemsel, kuşaksal yönlü satırlara yönlenir, lila.
-bazense öylesine b
talep eden psikiyatra yazılmış olmalı. oky. kıps
bulduğuma sevindim
tuhaf bi şekilde yer yer optimist yer yer yıkıcı mı ne
u yazıcaklarımı) 11 Ekim'i 12 Ekim'e bağlayan pazar gecesinde yazıyorum.. düşünmek için sessiz bi ortam yerine kafamda dönücek olan soruların yanında, kulağımda güzel bikaç parça
hmmm. bazen kişiliksiz olmayı tercih etsem de (ki bunun her zaman olabilmesini isterdim) yerli yersiz bazı kimliklerim var elbet.
tek bşına lila'dan başlayalım önce şuan olduğu gibi.
-KAFAsında türlü türlü şeyler döndüğü kesin.
-baz'en;
daha az ışık ve karanlık için, gecenin sesine,
güzel bi şarkının sesine,
daha fazla yalnızlık için, (ki bu soğuk zamanlarda olur) dalgaların sesine,
aydınlık için, güneşin güzelliğine,
biraz hüzün veya kutsallık adına yağmur damlalarının güzelliğinde bir yürüyüşe,
uykunun dinginliğine,
ağlamanın huzursuz edici ritüeline ya da huzur verici arınmasına,
bi başka bazense şiirsel, kurgusal, vampirsel, siyasal, toplumsal, ruhsal, dönemsel, kuşaksal yönlü satırlara yönlenir, lila.
-bazense öylesine b
talep eden psikiyatra yazılmış olmalı. oky. kıps
Perşembe, Ocak 30, 2014
Salı, Ocak 28, 2014
Çarşamba, Ocak 15, 2014
Kaydol:
Yorumlar (Atom)







