yanından geçtiğim sevdiceklerim içime içime eriyen bir mum olmamda sizin suçunuz yok ama üfleseydiniz acım dinecekti. üflemediniz.
n'için söylemediniz; hiçbir şair trajik ölmez. hepimiz bu kadar gençken yaşadığınız şeylere nasıl bu kadar çok şaşıyorsunuz? daha neler neler olacakken düşlerinize bile şaşmaktan n'için alıkoyamıyorsunuz kendinizi? sizi gene de yanaklarınızdan öpüyorum, şş.
beni kırmızıdan vurdular.
tam şuracığımda
yaralıyım
ta içinden..
ta içimden,
serinlik kovuyorum
beni en çok kırmızıykensevdi, öptü, vazgeçti ve gitti.
durur
muyum ben de bastım ateşi tüm kızıl ve buram buram aromalı mumlara,
kabuğumu bile kopardığında yaramın altından bu kadar kızıl akmıyordu
görmen lazımdı.
niye ben hiçbir şeyden vazgeçemiyorum serçe?
niye onu tekrar gülerken göremiyorum, karındeşenim?
çölde, çölün içinde gizli bir şey gibiydi.
çölün içiydi.
sonunda
yalnızdı. aslında sondan önce de yalnızdı. gerçi birkaç asırdır
yalnızdı. hala yalnız. çöl ki bırakılmıştı gerçi hala bırakılmış.
birgün yolunuz çölden geçerse şunu bilin ki çölde yol yok. yolunuz düşerse; gerçi çöle yolunuz düşmez.
işinizi bölmez.
çöle gitmezsiniz, çöle gitmeyin.
çölün içinde gizli bir şey gibiydi.
çölün içindeydi.
gibi-
dargınım gögdeşenim kırmızıya bile.
